Bu Planı Hazırlayanlar Ülkeden Haberdar mı?

Ayşe Selin Günce · 2026-09-09

Ağustosun ortasında Resmî Gazete'de yayımlanan 2026-2030 Yapay Zekâ Eylem Planı, on altı öncelikli eylem, dört ana eksen ve oldukça iddialı bir rakam içeriyor. Özel sektörden 500 milyar liralık yatırımın harekete geçirilmesi ve ekosistemde 1 trilyon lirayı, yani yaklaşık 20 milyar doları aşan ekonomik değer oluşturulması hedefleniyor. Türkiye'nin 2030'a kadar küresel yapay zekâ ekosisteminde ilk 20 ülke arasına girmesi bekleniyor.

Planın konuşulduğu haftalarda TÜİK, çok daha az ilgi gören bir başka veri setini açıkladı: Yıllık Sanayi ve Hizmet İstatistikleri. Orada yazan şu: İmalat sanayindeki girişimlerin yüzde 54,4'ü düşük teknoloji faaliyetlerinde yer alıyor. Bu grup toplam istihdamın yüzde 47,9'unu, cironun yüzde 35,8'ini üretiyor. Teknoloji düzeyi yükseldikçe girişimlerin payı hızla eriyor. Orta-yüksek teknolojide oran yüzde 12,6'ya, yüksek teknolojide yüzde 0,8'e iniyor. Yüksek teknoloji faaliyetlerinin toplam ciro içindeki payı yüzde 3,5.

Hal böyleyken, birbirinden farklı bu iki tablonun yan yana koyulup üzerine konuşulması gerekiyor.

Kaldıraç Varsayımı Fazla İyimser

Planın finansman mimarisi ilk bakışta düzgün kurulmuş görünüyor. 10 milyar liralık Ulusal Yapay Zekâ Araştırma Fonu, 15 milyar liralık Yapay Zekâ Büyüme Fonu devreye alınacak. Toplamda 25 milyar liralık kamu kaynağıyla yaklaşık 500 milyar liralık özel sektör yatırımının tetiklenmesi bekleniyor.

Bu, yirmi kat kaldıraç demek. Kamunun koyduğu her lira karşılığında özel sektörden yirmi lira gelecek varsayımına dayanıyor. Aynı planın veri merkezi ayağında ise 3 milyar dolarlık kamu kaynağıyla en az 10 milyar dolarlık özel yatırımın harekete geçirileceği yazıyor. Bu da üç buçuk kat civarında bir kaldıraç. Aynı belgenin iki farklı yerinde, birbirinden altı kat ayrışan iki kaldıraç varsayımı var ve hangisinin gerçekçi kabul edildiği belirtilmiyor.

Kaldıraç hesapları, sermayenin risk iştahının yüksek olduğu dönemlerde tutar. Politika faizinin yüzde 37'de, Merkez Bankası'nın kendi 2026 yıl sonu enflasyon tahmininin yüzde 28'de olduğu, imalat PMI'ının 28 aydır eşiğin altında seyrettiği, kapasite kullanım oranının yüzde 73,5'e gerilediği bir ortamda özel sektörün beş yılda 500 milyar lirayı yapay zekâya ayıracağını varsaymak, en hafif tabirle cesur bir tahmin.

2 Milyon GPU-saat Ne Kadar Bir Şey?

Planın en somut kalemlerinden biri "Herkes İçin GPU" programı. İlk fazda yılda en az 2 milyon GPU-saat kredi tahsis edilecek, bu kapasitenin 2028 sonuna kadar yıllık 20 milyon GPU-saate çıkarılması öngörülüyor.

Rakamı anlamlı hale getirmek için bölmek gerekiyor. Bir yıl 8.760 saat. Yılda 2 milyon GPU-saat, yaklaşık 230 grafik işlem ünitesinin yıl boyunca kesintisiz çalışmasına denk geliyor. 2028 hedefi olan 20 milyon GPU-saat ise yaklaşık 2.300 üniteye karşılık geliyor.

Karşılaştırmak için şöyle örnek vereyim: Çinli DeepSeek, 2025 başında ABD'nin öncü modelleriyle kıyaslanabilir bir model çıkarttığında bunu 2 bin çip kullanarak yapmıştı ve bu, sektörde tam olarak "bu kadar az çiple olur muymuş" şaşkınlığı yarattığı için haber olmuştu. ABD'li şirketler benzer modeller için on binlerce ünite kullanıyordu. Yani Türkiye'nin ulusal programının ilk faz kapasitesi, tek bir şirketin tek bir modeli eğitmek için kullandığı donanımın onda biri mertebesinde. 2028 hedefine ulaşıldığında bile ancak o düzeye yaklaşılmış olacak.

Bu kapasite, KOBİ'lerin mevcut süreçlerini iyileştirmesi ve araştırmacıların çalışması için elbette değerli. Ama "yerli model üretmek" ile "yerli model kullanmak" arasındaki farkı kapatmaya yetmez. Plan ikisini aynı cümlede vaat ediyor.

Elektrik Tarafında Aritmetik Sıkışıyor

Plan, 1 gigavatlık veri merkezi kurulu gücüne ulaşılmasını öngörüyor. 1 gigavat, tam kapasiteyle yılda 8,76 teravatsaat elektrik tüketir. Veri merkezleri yüksek kapasite faktörüyle çalıştığı için gerçekçi tüketim 7 ila 8 teravatsaat bandında olur.

Türkiye'nin elektrik üretimi 2026'nın yedi ayında 211 teravatsaat düzeyinde gerçekleşti, yıllık büyüme yüzde 0,9'da kaldı. Temmuz ayında üretim bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 5,6 düşerek 28,52 teravatsaate geriledi. Özel sektörün üretimi aynı ayda yüzde 9,2 azaldı. Bu tabloda 1 gigavatlık veri merkezi kapasitesi, ülkenin yıllık elektrik üretiminin yaklaşık yüzde 2'sini tek bir kullanım alanına ayırmak anlamına geliyor.

Aynı dönemde yurt dışı üretici fiyatlarında enerji kalemi yıllık yüzde 77,63 arttı. Yurt içi üretici fiyatlarında elektrik, gaz ve buhar grubu tek ayda yüzde 9,65 zamlandı. Veri merkezi yatırımının cazibesi, uzun vadeli ve öngörülebilir elektrik fiyatına bağlıdır. Türkiye'nin son bir yılda yatırımcıya sunabildiği şey öngörülebilirlik değil.

On Bin Uzman Nereden Gelecek?

Plan, ekosisteme 10 bin ileri düzey yapay zekâ uzmanı, 100 bin uygulama profesyoneli ve 5 milyon vatandaşa okuryazarlık kazandırmayı hedefliyor. Rakamlar makul ama bu insanlar nerede çalışacak?

Teknopark İstanbul'da silisyum fotonik tabanlı çip geliştiren Lorentis'in kurucusu, şirketin kuruluş hikâyesini anlatırken Hollanda'da çalıştığı yıllardan söz ediyor ve "beyin göçünden şikâyet etmek yerine o beyni burada toplayacak bir yapı kurmaya karar verdik" diyor. Bu cümle, Türkiye'nin insan kaynağı sorununun bir eğitim sorunu değil, bir talep sorunu olduğunu gösteriyor. Yetişmiş insanı ülkede tutan şey kurs sayısı değil, o insanı istihdam edecek şirketin varlığı.

Sanayide ücretli çalışan sayısı son bir yılda 54 bin 682 kişi azaldı. İmalat sanayi üretimi haziranda yıllık yüzde 1,5 geriledi. İşsizlik oranı temmuzda 0,5 puan artışla yüzde 8,1'e, genç işsizliği 1,5 puan artışla yüzde 14,5'e çıktı. Ekonominin içinden geçtiği dönem, on bin ileri düzey uzmanın rekabetçi ücretle iş bulabileceği bir dönem değil. Bu uzmanlar yetişecek, sonra da Amsterdam'dan, Münih'ten, Dubai'den gelen teklifleri değerlendirecek.

Hedefin Kendisi de Hedefi Zayıflatıyor

Planın ölçülebilir hedefleri arasında dikkat çeken bir kalem var: Sektörel yapay zekâ modellerinde 2028 sonuna kadar yurt dışında 25 kurumsal kullanım ve 100 milyon lira ihracat geliri hedefleniyor.

100 milyon lira, bugünkü kurla üç milyon doların altında bir rakam. Aynı belgede 1 trilyon liralık ekonomik değer hedefi var. Yani planın kendi ihracat hedefi, kendi değer hedefinin on binde biri kadar. Bu iki sayı bir arada durduğunda ortaya çıkan tablo şu: Oluşturulacak değerin neredeyse tamamının iç pazardan, önemli ölçüde de kamu alımlarından gelmesi bekleniyor. Kamu yatırım programı harcamalarının en az yüzde 2'sinin yapay zekâ projelerine ayrılması hedefi bu okumayı destekliyor.

İç talep yaratmak, ekosistemi ayağa kaldırmak için meşru bir araç. Ama kamu alımıyla beslenen bir sektör, ihracat kabiliyeti geliştirmediği sürece ölçek ekonomisine ulaşamaz. Ölçek ekonomisine ulaşamayan sektör de araştırma geliştirmeye kaynak ayıramaz. Türkiye'nin küresel inovasyon endeksindeki 43'üncü sırası tam olarak bu döngünün sonucu.

Planın İyi Yanı, Kendi Zayıflığını Görünür Kılması

Bu plan, önceki strateji belgelerinden bir noktada gerçekten ayrışıyor: Hedefler ölçülebilir ve tarihli. 2 milyon GPU-saatten 20 milyon GPU-saate, 1 gigavata, 2 bin makine okunabilir kamu veri setine, 10 bin uzmana kadar her şey sayıyla yazılmış. Klasik gösterge mantığı yerine çıktı odaklı bir yaklaşım benimsenmiş. Bu, kamu politikası açısından ilerlemedir ve hakkını teslim etmek gerekir. Çünkü ölçülebilen hedef, tutturulamadığında da ölçülebilir.

Beş yıl sonra bu belgeye dönüp bakacağız. O gün soracağımız soru "yapay zekâda ilerledik mi" olmayacak. Şu olacak: İmalat sanayindeki yüksek teknoloji girişimlerinin payı yüzde 0,8'den kaç virgül kaça çıktı? Yüksek teknolojinin ciro içindeki payı yüzde 3,5'ten yukarı gitti mi? Çünkü asıl mesele sanayi tabanında. Yapay zekâ, verimliliği zaten yüksek olan bir üretim yapısını çarpan etkisiyle büyütür. Girişimlerinin yarısından fazlası düşük teknoloji faaliyetinde yer alan, istihdamının yüzde 36,4'ü bir ile dokuz çalışanlı mikro işletmelerde toplanmış, cirosunun yüzde 46,8'ini ticaret sektörünün ürettiği bir ekonomide ise çarpanın çarpacağı bir taban yok.

Yirmi milyar dolarlık hedefi tartışmak kolay. Yüzde 0,8'i tartışmak zor. Ama beş yıl sonra o rakam kıpırdamazsa, diğerinin tutup tutmadığının bir önemi kalmayacak.

Kaynakça

  • TÜİK, Yıllık Sanayi ve Hizmet İstatistikleri (2025 geçici)
  • TÜİK, Sanayi Üretim, İşgücü ve Fiyat İstatistikleri
  • TCMB, Kapasite Kullanım ve Enflasyon Raporu
  • İSO, Türkiye İmalat PMI
  • 2026-2030 Türkiye Yapay Zekâ Eylem Planı (Resmî Gazete)
  • İTOSAM, Haftalık Ekonomi Bültenleri (Ağustos 2026)
  • İstanbul Ticaret Gazetesi (4 Eylül 2026)